22 Kasım 2018 Perşembe

ISLAM



Din nedir  
       Allah-u Teala tarafından konulan bir ilahi kanundur ki insanlara yaradılışındaki gaye ve hedefi, Allah-u Teala'ya ne suretle ibadet yapılacağını bildirir. 

What is religion
     Religion is the divine Law set up by Allah in order to show the mankind what is the purpose of life and how to perform the worship to Allah. 
All the past Messengers of Allah have transmitted this divine Law which was revealed to them in different times and different versions to their own folk living in a particular area of the world. The Last Messenger to whom the Last version of the Law has been revealed has been missioned to pass the eternal message to the whole of mankind and jinn in the whole world.

İMAN nedir
Allah-u Teala'ya ve Peygamber efendimiz(sallallahu aleyhi vesellem)' in getirdiği 'ahkam-ı ilahiyye' yani ilahi hükümlerin tamamına inanmak ve kabullenmektir.

What is FAİTH
It is to beleive in Allah and His Last Messenger who brought from Allah the divine rules and accept them all without excluding a single one.
Allah is the One. He has no partner. He is not begotten nor does he begets a son. The trinity(God composed of three entities i.e. the father, the son and the holy spirit) is strictly refuted in Islam. He calls Himself Allah and says there is no god but Him. Saying there is no god but Allah, is the basic statement of witnessing (shahadah) to His Oneness and clearing Him off from all sorts of associations with other partners which would otherwise be a blasphemy. Allah is self-sufficient, He needs no one but everything else, all His creatures need Him. There is none like Him, equal or comparable to Him. He has created all the universes and still creating everything. To all of His creatures He provides  their sustenance. He never gets tired and sits back after haven done things to watch them. He is always active doing things, seeing and hearing everything non stop. He has wording He has uttered in His Books where He revealed His commandments to the Mankind and Jinn through His Messengers.  He has outmost wisdom, knowledge. He is allmighty. He is merciful. He has 99 other beautiful names as mentioned in His Last Book of revelation, Qur'an. And Muhammad(pbuh) is His Last Messenger and the most beloved one. 

İSLAM nedir
İmanla aynı manadadır.Dolayısıyla her mü'min müslimdir, her müslim de mü'mindir. Gerçi lugat manası bakımından iman inanmak manasına, islam ise teslim olmak veya boyun eğmek manasına gelmekteyse de din açısından ikisinin de hükmü birdir.

What is İSLAM
It has the same meaning as İMAN from religious point althougt in the dictionnary İslam means submission and İman means beleiving.

MELEKLER

Melekler değişik şekillerde görülebilen ve zor işlere Allah'ın izniyle güç yetirebilen latif cisimler(nurani varlıklar)dır. Melekler, erkeklik, dişilikten, yemekten, içmekten abdest bozmaktan, doğmaktan, doğurmaktan münezzehtirler. Gece gündüz hiç durmadan tesbih ederler. Allah'a isyan etmezler, emrolunanı yaparlar. Meleklerden kimisi yer ehli kimisi gök ehlidir. Rabbin izniyle yer ve gök işlerini yönetirler. Bazısı ise Allah'u Tealadan başka hiç bir şeyle meşgul olmazlar. 
Meleklere dişi isimleri takıp böylece resimlerini yapmak insanı küfre götürür.

ANGELS

Angels are sublime spiritual creatures of Allah and they can take any form capable of doing any hard job they been ordered. They have no gender nor need to eat or drink, they are not born or give birth. Day and night they praide Allah.and never disobey Him. Some of them are positiioned in sky whilst some others are on earth fullfilling their mission by the will of the Lord. And some special ones are always busy with Allah and nothing else. 
It is blasphamy to portray the angels as human beings like females or children with wings etc. and uttering them female names. 

Meleklerin büyükleri dört tanedir. Cebrail aleyhisselam Peygamberlere vahyi getirmek ve harp veya zelzele gibi afetleri yönetmekle memurdur. Mikail aleyhisselam rızıkları yönetir. İsrafil aleyhisselam kulların amellerini kontrol eder, Azrail aleyhisselam ise ruhları almakla görevlidirler.

There are four senior angels. Gabrial is the one who conveys the Message from Allah to the Prophets and directs the wars and natural disasters. Michael controls the sustenance. Israfil controls the deeds. And Azrail, the angel of death, takes the souls.
Melekler Allah'tan izinsiz hiç bir şeyi kendiliklerinden yapmazlar. Dolayısıyla onlara yaptıkları ya da yapmadıkları herhangi bir şey sebebiyle düşmanlık etmek ve haklarında kötü konuşmak aslında Allah'a karşı gelmektir ve bu husus yahudilerin Cebrailaleyhisselam'a düşmanlığı ile ilgili olarak  Bakara suresinde 97-98. ayet-i kerimelerinde zikredilmiştir.
The angels can do nothing without the permission of Allah so anyone thinks that they can do anything and takes them as ennemies for things they do or not do will be considered in fact as rebelling against Allah. This has been mentioned in suratul bakara verse 97-98 when jews have become ennemy of Gabriel (for he brought the Reveletion to Mohammad instead of to one of them).
Meleklerle ilgili olarak bir misal verecek olursak, Qur'an-ı Kerimde Enfal suresinde 9.ayette şöyle buyruluyor; ''Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz da size 'işte ben peş peşe bin melek ile yardım ediyorum' diye cevap vermişti.'' Tefsirlere göre burada Bedir muharebesinde Allah'ın müslümanlara yardım olsun diye gönderdiği meleklerden bahsedilmektedir. Hz. Ömer (r.a)'dan rivayet edildiğine göre; Bedir günü Rasulullah(s.a.v.) müşriklere baktığında onları bin kişi kadar çok görüp, ashabını da üç yüz on küsür kişi  kadar  az bulunca kıbleye yönelerek ellerini uzattı ve:'' Ey Allah! Bana vaad etmiş bulunduğun şeyi gerçekleştir! Ey Allah! Eğer bu İslam topluluğunu da helak edecek olursan, artık yeryüzünde ibadet olunmayacaksın!'' diye duaya başladı, bu duayı o kadar uzun sürdürdü ki şalı omuzlarından düştü. Hemen Hz.Ebubekr-i Sıddık (r.a) gelerek şalını omuzlarının üzerine koydu ve Rasulullah(s.a.v)'e arkasından sarılarak:'' Ey Allah'ın Peygamberi! Senin Rabbine yalvarman yeter, çünkü O, sana vaad etmiş olduğu şeyi mutlaka yerine getirecektir!'' deyince Allah'u Teala bu ayet-i kerimeyi indirdi.
Devamındaki 10. ayette ise şöyle buyrulmaktadır;'' Bunu Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalpleriniz huzura ersin diye yapmıştı. Yoksa yardım sadece Allah'tandır. Gerçekten Allah çok güçlüdür. hikmet sahibidir.''
12. ayette ise Rabbin meleklere vahyederek o kafirlerin boyunlarına ve bütün parmaklarına vurmalarını emrediyor. 

Ibn-i Abbas(r.a)(Efendimizin amcası Abbas'ın oğlu) şöyle anlatmıştır: Müslğmanlardan biri Bedir günü önünde giden müşriklerden birinin peşinde sür'atlice koşarken, birden bire ğstten gelen bir kırbaç darbesiyle bir atlının: ''  Ey Hayzum! atıl! '' dediğini işitti. O anda önündeki müşriğe baktığında onu boylu boyunca yere serilmiş halde gördü, ona iyice baktığında bir de ne görsün; burnu berelenmiş, yüzü kırbaç darbesiyle yarılmış gibiydi ve bütün bu uzuvları yemyeşil olmuştu. Ensar'dan olan bu zat gidip durumu Rasululllah(s.a.v)'e anlattığında: '' Doğru söyledin! İşte bu üçüncü semanın(meleklerinin) yardımındandır!'' buyurdu. Böylece onlar o gün yetmiş kişiyi katlettiler, yetmiş kişiyi de esir aldılar.

KİTAPLAR

Allah 104 kitap indirmiştir. Bunların dördü büyük kitap olup yüz tanesi ise sahifeler halindedir. Bu kitaplarda Allah'ın emir ve yasakları ile müjde ve tehditleri mevcut olup hepsi Allah'ın kelamıdır. Bunlardan Tevrat Musa aleyhisselam 'a , İncil İsa aleyhisselam 'a , Zebur  Davud aleyhisselam 'a Kur'anı Kerim ise son Peygamber Muhammed salllallahu aleyhi vesellem'e indirilmiştir. Biz müslümanlar olarak bu kitapların hepsinin Allah'tan geldiğine inanırız. Kur'anı Kerimin gönderilmesiyle önceki diğer kitapların hükmünün kaldırıldığına inanırız.
Kur'anı Kerime inanmak bütün ayetlerine inanmak demektir, içlerinden birini dahi inkar tamamını inkar sayılır.

THE BOOKS

Allah has sent 104 books to mankind. Four of them are; Torah to Moses, Gospels to Jesus, Psalms to David and finally The Qur'an to Mohammad, the Last Messenger of Allah, peace be upon them all.  The othe hundred are in forms of papers. In all those books and pages the commands and foorbidings of Allah were revealed as well as His glad tidings for good doers and severe warnings for wrong doers.
As muslims we believe they all were sent from Allah but the past reveletions are not valid anymore since they have been  abolished by the reveletion of the last one which is the Qur'an.
Denying even one single verse form the Qur'an would be considered like denying the whole of it thus would result in blasphemy. So one has to be very careful indeed when expressing his or her own ideas on matters like that. 
The Torah was given to Moses to set the Law of Allah for the sons of Israel. The Law was to arrange their worldly and religious affairs. When Jesus came He was given Gospels as the new Law to alleviate some of the hardest injunctions in found in the previous one. And finally with Mohammad the new Law is now in the Quran and for the whole of mankind until the end of times. So each and everyb human being (and jinns) are responsible to obey the Law of Allah, which is now found in the Quran, for the worldly and religious affairs. And this final Law is is valid until the Last Day of the world.  Everyone will be accountable for obeying or not obeying to theLaw in the Hereafter. The man made laws to organise the worldly affairs may only be acceptable if they are in conformity to the Law of Allah.


PEYGAMBERLER
Peygamberler Allah-u Teala tarafından kullarını müjdeleyici ve korkutucu olarak, onlara din ve dünya işlerinde muhtaç oldukları bilgileri açıklamak üzere gönderilmiş elçilerdir.
Peygamberde aranan şartlar şunlardır.

  1. Erkek olmalıdır
  2. Hür olmalıdır
  3. Doğruluk
  4. Güvenilirlik
  5. Adalet
  6. Tebliğ(kimseden çekinmeden Hakkı duyurma)
  7. Akıl, zeka ve fetanet ve basiret bakımından en üstün olmalıdır

THE PROPHETS

The Propehets are the messengers of Allah sent by Him in order to reveal to the mankind the necessary knowledge they need in their worldly and religious affairs and giving them glad tidings for the rightious obeidants as well as warning the wrongdoers.

 The following are teh characteristics of the propehets;

  1. They are all men
  2. They have freedom
  3. They are trustworthy
  4. They are reliable
  5. They are just
  6. They have the abilıty of conveying the Message of Allah
  7. They excell others in wisdom, intelligence and far sighting and clear voyance


Peygamberde olmaması gerekenler,
  1. Ana babasının zinaya bulaşması
  2. Katılık, kabalık, sertlik veya aşırı mülayim olup her şeye taviz verme gibi kötü huylar
  3. Alaca ve cüzzam gibi insanların tiksineceği kusur veya ayıplar
  4. Yolda veya ortalık yerde yeyip içmek, kahkahayla gülmek, yersiz şakalar yapmak, can sıkıcı hareketlerle insanlara sataşmak, hayvanlara eziyet etmek vs. gibi kişinin olgunluğunu zedeleyen davranışlar
  5. Hacamat gibi düşük mesleklerle iştigal
  6. Ümmetin kabul edemeyeceği her türlü amel ve vasıf
What should not exist in a Prophet character
  1. Parents who have commited adultary
  2. Arrogance,hardness,sternness or unlimited softness along with extreme tolerance conveying to an attitude compromising everything
  3. Defaults handicaping their mission or severe deseases such as lepra causing disgust in people
  4. Some unliked behaviours such as eating on the roads or annoying people with unpleasant jokes, making fun of people for their defaults or laughing in big voice and hurting animals e.t.c. those are behaviours degrading one's maturity and distorting his integrity.
  5. Dealing with jobs which not much valuable in people's eyes such as hijamah (taking out some blood from body for health reasons) 
  6. Any deed or character which would not reckoned well by Ummah
Peygamberler küfrün ve yalanın her çeşidinden, büyük ve küçük günahları işlemekten uzaktırlar. 
Peygamberlerin ilki Adem(a.s) ve sonuncusu Muhammed(s.a.v)dir. Bu ikisinin arasında bir rivayete göre 124bin, bir başka rivayete göre 224bin peygamber gönderilmiştir. En doğru olanı  sayı belirtmeden kısaca 'Allah tarafından gönderilen bütün peygamberlere inandım' demektir. 
Bu peygamberlerin hepsine topluca inandım demek gerekir, içlerinden birini bile inkar hepsini inkar sayılır. Bu da küfre götürür. Bu peygamberlerin Allah tarafından getirdikleri ayetlere inanmak gereklidir. Peygamber efendimizin(s.a.v) buyurduğu kesinlikle bilinen sağlam senetli hadislere de inanmak da zaruridir zira bunları inkar Kur'an ayetlerini inkar gibi insanı kafir eder.
The Propehets are in noway  committing any sins, be it big or small and they are far from lying or adopting any sign of kufr. The first Prophet was Adam(pbuh) whilst the Last is Muhammad(pbuh). In between these two there had been 124 thousand or according to another narration 224 thousand prophets sent by Allah. The best is to say that: ' I accept all of them ' without mentioning any number.
It is necessary to say that we believe in them all without excluding any of them since discarding one of them would be like discarding all. And that causes blasphemy. It is necessary to believe in all the revelations they brought from Allah. We should also believe in the sayings of our Prophet Muhammed(s.a.v), based on the authentic sources since denial of them would be blasphemy like denying revelations.

Peygamberlerden 313 tanesi hem resul hem de nebidir, diğerleri sadece nebidir. Resul; 'Kendisine yeni bir kitap veya değişik bir hüküm vahyedilen zat ' demektir. Nebi ise, 'Kendinden evvelki peygamberin şeriatına uymakla emrolunan kimsedir. Kur'an-ı Kerimde 28 tane peygamberi ismi geçmektedir ki bunları 25 tanesinin kesinlikle peygamber olduğuna alimler ittifak etmişlerdir. Diğer üç tanesi ise ya peygamberdir ya da Allah dostudur, bu hususta alimler ihtilaf ettiler.
Amongst the prophets, 313 of them are called messengers  since they brought revelations from Allah with a new code each time, whilst the rest are only called prophets because they did not brinb a new code but just relied on the previous one brought by the previous messenger.


In the Qur'an 28 names of Prophets have been mentioned, three of which are discussed among the scholars whether they were prophets or just the men of Allah. 
  1. Adem (aleyhisselam)
  2. Nuh(aleyhisselam)
  3. Hud(aleyhisselam)
  4. İdris(aleyhisselam)
  5. Salih(aleyhisselam)
  6. İbrahim(aleyhisselam)
  7. İsmail(aleyhisselam)
  8. İshak(aleyhisselam)
  9. Yakup(aleyhisselam)
  10. Yusuf(aleyhisselam)
  11. Musa(aleyhisselam)
  12. Harun(aleyhisselam)
  13. Şuayb(aleyhisselam)
  14. Zekeriyya(aleyhisselam)
  15. Yahya(aleyhisselam)
  16. İsa(aleyhisselam)
  17. Davud(aleyhisselam)
  18. Süleyman(aleyhisselam)
  19. İlyas(aleyhisselam)
  20. Elyesa(aleyhisselam)
  21. Zülkifl(aleyhisselam)
  22. Eyyüb(aleyhisselam)
  23. Yunus(aleyhisselam)
  24. Lut(aleyhisselam)
  25. Muhammed(s.a.v.) 
Üzerinde ihtilaf edilenler  ise Zülkarneyn(aleyhisselam), Lokman(aleyhisselam) ve Uzeyr(aleyhisselam) .
Resullerden beş tanesi Ulu-l azim yani büyük peygamberler olup bunlar Nuh(a.s), İbrahim(a.s), Musa(a.s), İsa(a.s) ve Muhammed(s.a.v)dir. Zira en çok cefayı ve sıkıntıyı diğerlerine nazaran bunlar çekmiştir

The prophets mentioned in the Qur'an:
  1. Adam
  2. Noah
  3. Hud
  4. İdris 
  5. Salih
  6.  Abraham
  7. Ismael
  8. Isaec
  9. Jacob
  10. Joseph
  11. Moses
  12. Aaroan
  13. Shuaib
  14. Zaccariah
  15. John
  16. Jesus
  17. David
  18. Solomon
  19. İlyas
  20. Elyesa
  21. Dhulkifl
  22. Job
  23. Jonah
  24. Lot
  25. Mohammad(salllallahu alayhi vesellem)

Uzair, Dhulkarnain and Lokman are the three upon which the scholars have not agreed on their prophethood.
Five of them are considred the greatest Messengers since they have been through the hardest trials in their missions compared to their brethren. And those are Noah,  Abraham, Moses, Jesus, Muhammad(salllallahu alayhi vesellem).
It is interesting to note that the name of the prophet Jesus is mentioned in the Qur'an many times along with his mother's name, Maryam, as follows: Jesus son of Maryam. Thus persistingly mentioning his name alongside with his mother's name points at the fact that his birth was miraculous, without a father, since in those times a person was identified by his father's name and not the mother's name. If the case was  an unknown father which means the child was born out of adultary, like some jews in that time have chosen to slander Maryam in that way, the mother's name would not be exalted in the divine book of Allah many times to clarify her from slanders as it is done in the Qur'an.
Our Prophet Muhammad(salllallahu alayhi wasallem) has other names such as Ahmad, Mahmoud and Moustapha. In the Qur'an, the chapter 61 Verse 6, tells us about his name Ahmed was mentioned in Gospels.  
And (remember) when Jesus, son of Maryam said:'' Oh Children of İsrael! I am the Messenger of Alllah unto you, confirming the Torah which came before me, and giving glad tidings of a Messenger to come after me, whose name shall be Ahmad.'' But when he came to them with clear proofs. they said: ''This is plain magic''
So Jesus knew about the coming of Ahmed, the Last Messenger of Allah and therefore he said he must go for him to come. But he also made a prayer to return at the end of time to become just a simple muslim to follow his path.
Efendimizin (sallallahu aleyhi vesellem) Ahmed, Mahmud, Mustafa gibi diğer isimleri de mevcuttur ve bunlardan Ahmed isminin İncil'de geçtiği bize Kur'an-ı kerimin Saff suresi(61.sure) 6. ayetinde bildirilmektedir.
((Bir zamanlar Meryem oğlu İsa kavmine şöyle dedi:'' Ey kavmim! Ben size gönderilen Allah'ın bir elçisiyim.Benden önceki Tevrat'ı doğrulayan ve benden sonra gelecek bir peygamberin müjdecisi olarak geldim ki onun ismi Ahmet'tir...'' ))

Kur'anda İsa (a.s)'ın ismi annesi Meryem ile beraber anılmaktadır ki bu şekilde Allah-u Teala Meryem validemizin ismini kendi kitabında defalarca zikrederek ve onun zamanındaki kadınların en üstünü olduğunu söyleyerek onu temize çıkartmıştır zira İsa(a.s) babasız doğduğu için annesine kötü gözle bakanlar olmuştu. Meryem oğlu İsa ifadesinin sürekli tekrarlanması İsa (a.s)'ın babasız olarak mucizevi doğumunu sürekli hatırlatmak içindir. O zamanın adeti gereği çocuklar babalarının adıyla anıldıklarından dolayı babası olsaydı annesinin değil babasının adıyla anılırdı. Annesi kötü kadın olsaydı o zaman da ilahi bir kitapta herhalde ismi geçmezdi çünkü bütün ilahi kitaplara göre zina haramdır ve zina edenin ismi methedilmez. O halde kötü kadın olmak şöyle dursun, Kur'anda ismi methedilerek geçen ve  zamanındaki kadınlara üstün tutulan olan Hz.Meryem için  bizzat  Kur'an şahitlik etmektedir.

AHİRET GÜNÜ
Öldükten sonra dirilip Allah'ın huzurunda hesaba çekilerek herkesin yaptığının karşılığını bulacağı ahiret alemine inanmak Alllah-u Teala'ya inanmak gibi zaruri bir meseledir.

THE DAY OF JUDGEMENT
It is crutial in İslam to believe on the Day of Judgement  where we will be accounted for all our deeds we have done in this world and we will get the reward or the punishment accordingly in Hereafter. The death ends the worldy life only but all the souls will be resurrected after Doomsday on the Day of Judgement and they will be asked how they spent  their life on earth complying with the Law set by Allah or not and finally they will end up in either hell or paradise for an eternal life onwards.

KADER
Kader Allah'ın sırlarından bir sır olup bu konuda çok yorum yapmaya müsait değildir. Alemlerin yaratılmasından sonsuza kadar olup bitecek her şey Allah'ın takdiriyle yani ayarlaması ve düzenlemesiyle olmakta, O'nun kudretiyle ve iradesiyle meydana gelmektedir. Hiç bir şey rastgele ve tesadüfen değildir. Dolayısıyla yaratılmak bakımından hayır da şer de , iyi de kötü de , sevap da günah da, Allah tarafından yaratılmaktadır. Ancak Allah kulun yaptığı hayırdan razı olup şerden razı değildir. Böyleyken de imtihan olsun için kulun yapmak istediği ve tercihini kullandığı kötülükleri yaratmaktadır. 
Allah kulunu günah işlemeye zorlamayıp, kulun kendi cüzi iradesi ve tercihi neticesinde şerleri yarattığından kul bu seçiminden dolayı mesul tutulacaktır Allah ise yaratmasından dolayı mesul değildir.

THE DESTİNY
That is one of the secrets of Allah and we are not given much information about it.  Since the beginning of the Creation, each and everything in the universe is happening as decreeded by Allah on its due time by His will and His power, Nothing happens by any chance at random. Good or bad,  goodness or evilness, sin or good deed, they all are created by Allah but committed by mankind according to his or her free will given by Allah as a matter of testing in this world. In fact Allah knows what is gonna be one's free will on a particular matter and decrees his or her life accordingly. That does not mean,however, that Allah is forcing them to act upon what has been decreeded for them. Therefore everyone is responsible for his or her own free choice when acting upon and Allah is not reponsible for having known it before hand and thus predestine it  in conformity with their choice. After all He is Allah, His knowledge is perfect and eternal. Our knowledge is limited and conditional just enough to support us for this temporary life on earth to be able to pass the test and gain the paradise.

21 Nisan 2015 Salı

RECEB ŞERİF

RECEB-i  ŞERİF
Veda haccında Rasulullah(sallallhu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu; '' Şüphesiz ki ayların sayısı onikidir ki bunlardan dördü haram aylardır. Onların ilki Mudar'ın Recebidir ki cemadi(yül ahir) ile Şaban aradında bulunur.''  Sadaqa(doğru söyledi)  Rasulullah.  

Haram aylar dört tanedir. Bunların üçü peşpeşe gelen Zülkade, Zülhicce ve Muharrem'dir. Dördüncüsü ise tek başına Receb-i Şerif'tir.  Kameri aylara şöyle bir göz atacak olursak; Hicri yeni sene Muharrem ayı ile başlar. Ondan sonra sırasıyla Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemadiyül evvel, Cemadiyül ahir, Receb, Şaban , Ramazan, Şevval, Zülkade ve 12.ay olarak  Zülhicce  gelir. Görüldüğü gibi Zülkade, Zülhicce ve yeni senenin Muharrem ayı peşpeşe gelmektedir. Receb ayı ise daha sonradır.  Bu dört aya haram ay denmesinin sebebi bu aylarda savaşın yasaklanmasından dolayıdır. Receb ayına Receb-i Mudar denmesinin sebebi ise Mudar'ın torunları olan Kureyş kabilesinin bu aya çok hürmet ve tazim ettiğindendir. Cahiliyye devrinden beri  Kureyş kabilesi haram aylarda özellikle de Receb ayında silahları bir yana bırakır savaşı keser ve bu aya azami surette tazim eder, saygı gösterirdi. Onun için bu aya Kureyş'in Recebi dendi. 
Allah-ü Teala hazretleri gerek mekanlar bakımından gerekse zaman bakımından hürmeti diğerlerinden üstün olan mekan ve zamanlar tayin etmiştir. İşte bu dört ayın haramlığı (dokunulmazlığı) veya yasaklığı da Allah-ü Teala hazretleri tarafından konulmuştur[1].  
Allahu Teala hazretleri; '' fela  tazlimuu fiyhinne enfüseküm'' [Tövbe 36], ''Sakın o aylarda nefislerinize zulüm etmeyiniz'' buyurmaktadır. Tefsirlere göre zulümden maksat günah işlemektir. Yani Allah'ımız bize bu aylarda günah işlemeyin diye buyurmaktadır. Her ne kadar günah işlemek  her zaman yasaksa da, özellikle hürmetli olan haram aylarda işlenmesi aynen ihramlı iken Kabe'de, Harem-i şerifte işlenmiş gibi kat kat fazla yazılır. Nitekim, mesela zina her zaman ve mekanda haramsa da Kabe'de ve Kadir gecesinde kat kat haramdır. 
Yani mekan bakımından Kabe'ye girer gibi zaman bakımından Receb ayına girilmektedir ve her ne kadar evimiz, sokağımız, mahallemiz,  şehrimizin coğrafi konumu aynı kalsa da hürmet bakımından sanki Kabe gibi, Mekke gibi olmaktadır. 
Allah-ü Teala hazretleri sevdiği kullarını mübarek zamanlarda salih amellere muvaffak kılar. Haram aylarda sevaplar da kat kat fazla yazılır. Enes bin Malik (radiyallahu anh)'tan rivayet edilen şu hadis-i şerife bir bakın; '' Rasulullah(sallalahu aleyhi vesellem) buyurdu ki; ''Her kim herhangi bir haram aydan perşembe, cuma ve cumartesi olmak üzere üç günü oruçlu geçirirse, kendisine (tuttuğu her güne karşılık) iki sene, (başka bir rivayette) yedi yüz sene, (diğer bir rivayette ise) dokuz yüz sene ibadet (sevabı) yazılır.''  " [2]
Recebu, yutereccebu
Receb ayının ismi  tercib kökünden gelmektedir ki bunun manası Allah'ı çokça zikretmek, tazim etmek ve bu zikri çokça tekrarlamaktır.  Melekler bu ayda tesbihlerini öyle çoğaltır ve yüksek sesle yaparlar ki sesin yüksekliğinden kulaklar duymaz, sanki sağır olur. Bu sebeple bu aya şehr-ul esam yani sağır ay da denir.  Ve Allah-ü Teala hazretleri kulların bu ayda işledikleri günahları Receb ayından sorduğunda o, bu günahlara sağır olduğunu ve kulların sadece itaatlerini duyduğunu söyleyerek onları örtmek istemiştir. Ve kiramen katibin (yazıcı) melekleri bu ayda hiç bir kötülüğü duymadıkları için sadece iyilikleri yazarlar. Ve yine bu ayda savaşa son verilip silah sesleri kesildiği için sağır denmiştir.  
Tercib kelimesinin bir başka manası da hazırlık yapmak demektir zira ardından gelecek olan Şaban ve Ramazan ayına manevi olarak hazırlanmaya bu ayda başlanılır. Yani üç aylar dediğimiz Receb, Şaban ve Ramazan aylarının ilkidir. Enes bin Malik (radiyallahu anh)'tan rivayet edilen bir hadisi şerifte Rasulullah(sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmaktadır;  
" Li ennehu yutereccebu fiyhi hayrun kesiyrun li şabane ve ramazane"''Çünkü onda Şaban ve Ramazan için büyük hayırlar hazırlanmaktadır''.
Üç aylara  girince şu dua her gün yapılır;
                       Allahumme bariklena fiy recebe ve şabane ve belligna ramazane

Ve ayrıca şu zikirler  vardır. 
İlk on günü, ikinci on günü ve son on günü sırasıyla aşağıdaki tesbihler her gün 100 kere  çekilir.


Receb ayı şehrullahtır yani Allah'ın ayıdır. Enes bin Malik (radiyallahu anh)dan rivayet edilen bir hadisi şerifte; ''Aylardan Allahu Tealanın seçtiği Receb ayıdır. O Allahu Tealanın ayıdır. Receb ayına tazim eden kişi gerçekten Allahu Tealanın emrini büyük tutmuş olur. Allahu Tealanın emrine değer vereni de O, naim cennetlerine girdirir ve kendisi hakkında en büyük rızasını kesinleştirir ''[3] . Ve bu ayda yapılan dua ve beddualar mutlaka kabul olunur. Bu ayda müslümanlara kendi vatanlarında zulüm eden bütün zalimler aleyhine dua edelim inşallah. Suriyede, Filistinde, Mısırda, Doğu Türkistanda, Arakanda, Myanmarda ve diğer beldelerde....

Ayrıca bu ayda her kimin sıkıntısı varsa ve Hz. Ali efendimizin öğrettiği şu duayı okursa Allah onun sıkıntısını giderir.
Allahumme inniy es'eluke ya alimelkhafiyye, ve ya menissemau biqudretihi mebniyyetun ve ya menil ardu biizzetihi medhiyyetun ve ya menişşemsu vel qameru bi nuri celalihi muşriqatun ve mundıyetun, ve ya muqbilen ala kulli nefsin mu'minetin zekiyyetin, ve ya musekkine ruğbil khaifiyne ve ehlil taqıyyeti, ya men havaicul khalqı ındehu maqdıyyeh, ya men reca Yusufe min rıqqıl ubudiyyeti, ya men leyse lehu bevvabun yunada ve la sahibun yugşa ve la veziyrun yuğta, ve la gayruhu rabbun yud'a, ve la yezdadu ala kesretil havaici illa keremen ve cuden, ve salli ala Muhammedin ve alihi ve ağtini suali inneke ala kulli şey'in qadir[4].
Manası,
Ey gizlileri bilen! Ey göklerin, kudretiyle bina edildiği! Ey yerlerin, izzetiyle döşendiği! Ey celalinin nuruyla, güneş ve ayın parlayıp aydınlandığı! Ey her imanlı tertemiz ruha yönelen! Ey korkanların ve sakınanaların korkularını dindiren! Ey tüm yaratıkların isteklerin kendi katında görülen! Ey Yususf'u kölelik boyunduruğundan kurtaran! Ey çağrılacak kapıcısı, etkilenerek devreye sokulacak arkadaşı, (rüşvet) verilecek veziri olmayan, kendisinden başka dua edilecek bir Rab bulunmayan ve isteklerin çokluğuna karşı, iyilik ve cömertliğinden başka bir şeyi aratmayan Allah'ım!  Muhammed ve ehli beytine salat eyle ve bana muradımı ihsan eyle. Şüphesiz ki sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.

O Receb ayında Allahu Teala hazretleri Nuh aleyhisselamı gemiye bindirmiş O da gemide o ayı oruçla geçirmiş ve beraberindekilere de oruçlu olmalarını emretmiştir. O gemi kendilerini muharremin onunda son bulan altı aylık bir süre bu şekilde yüzdürmüştür.  Ve o ayda Allah yeryüzünü tufan ile şirk ve küfürden temizlediği için bu aya şehr-ül mutahhar (temizlenmiş ay) ismi de verilmiştir. Ve yine Receb ayına şehr-ul esab(bolca dökülen ay) da denir zira Allah celle celaluhu bu ayda rahmetini kullarına bolca döküp yağdırmaktadır. Bu ayda tövbelere kabul nurları yağmaktadır.  Her gün öğle ile ikindi arası şu tövbe yapılabilir (7 kere)

Estağfirullahel aziymelleziy la ilahe illahuvel hayyul qayyume ve etuubu ileyhi tevbete abdin zalimin li nefsihi la yemliku linefsihi darren ve la nef'an ve la mevten ve la hayaten ve la nüşüra

Haram ayların birincisi olarak diğerlerinin önüne geçtiği için eşşehru sabık(öne geçen) aydır. Ve yine diğer haram aylar gibi peşpeşe gelmeyip tek başına ortada bir yerde geldiği için eşşehru ferd(tek) ay da denir. 

Receb ayında oruç tutmak çok faziletlidir.   Sevban(radiyallahu anh)'dan rivayet edilen bir hadisi şerifte; "Bir kere Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir takım kabirlerin yanından geçerken ağlamaya başlayıp;''Ey Sevban! Bu kabirlerde yatanlar  şüphesiz azap çekiyorlar. Onlardan azabı dindirmesi için Allahu Tealaya yalvardım. Ey Sevban! Eğer bu kişiler  Receb ayından bir gün oruç tutsaydılar ve bir gece olsun ibadette bulunsaydılar, bu azaba düşmezlerdi.'' diye buyurunca, ben; "Ya Rasulullah! Bir günün orucu ve bir gecenin ibadeti bile kabir azabını engeller mi" diye sordum, bunun üzerine buyurdular ki ;'' Evet!  Canım (kudret) elinde olan Zat'a yemin ederim ki Receb'den bir gün oruç tutup bir gece dahi ibadette bulunan herhangi bir müslüman kadın ve erkeğe mutlaka Allahu Teala bir senenin tüm günlerini oruç tüm gecelerini ihya sevabı yazar"[5].
Ayrıca Receb-i Şerifin ilk on gününde, ortasındaki on günde ve son on gününde kılınacak on rekatlık namazlar vardır ki bunları ancak münafıkların kılamadıkları söylenmiştir.
Her rekatta fatihadan sonra 3 ihlas ve 3 kafirun sureleri okunur (Kafirun suresini bilmeyenler bunun yerine yine üç ihlas okuyabilirler) ve iki rekatta bir selam verilir. Namazın sonunda eller yukarı kaldırılarak şu dualar okunup yüzüne sürülür.
İlk on gününün, ikinci on günün ve son on gününün namazından sonraki dualar sırasıyla aşağıdaki gibidir.


RECEB-İ 
ŞERİFİN 15.GECESİ

Her kim Receb-i Şerifin yarı(onbeşinci gecesinde 14 rekat kılar ve her rekatta Fatihadan sonra 20 ihlasüçer kere de Felak ve Nas surelerini okur, namazın ardından bana 10 kere salavat getirdikten sonra 30 kere tesbih, hamd, tekbir ve tehlilde bulunursa yani 
                                                         


Subhanallahi Elhamdulillahi Allahuekber Lailaheillallah 
derse Allahu Teala ona  sevaplarını yazmak için Firdevs(cennetin)de kendisi için ağaçlar dikmek üzere 1000 melek yollar. O geceye kadar yaptığı bütün günahları siler, bir dahaki seneye kadar üzerine hiçbir günah yazmaz. Bu namazda okuduğu her harfe karşılık kendisine 700 hasene(sevap) yazar ve her ruku ve secdesine karşılık cennette ona yeşil zebercedden on kasr(köşk) bina eder. Her rekata mukabil cennette ona kırmızı yakuttan 10 şehir verir. Bir melek gelip elini omuzları arasına koyarak 'geçmiş günahların muhakkak bağışlandı ameline yeniden başla' der[6].


[1] '' Allah katında bulunan(Levh- Mahfuzda) Allah'ın kitabında gökleri ve yeri yarattığı günden beri ayların sayısı gerçekten on ikidir ki bunların dördü haram aylardır.'' Kur'an-ı Kerim,Tövbe suresi 36.ayetten
[2]  Taberani, el-Evsat, No:1810, 2/468, Ebu Muhammed el Hallal, Fedail-ü şehr-i Receb, No:14, sh:71, İbn-ü Asakir, Tarih-i Dimeşk, 19/116, Deylemi, Müsnedü-l-Firdevs, No:5696, 4/66, Abdulkadir-i Geylani, el- Gunye,1/325, Suyuti, ed-Dürrü"l- mensur 4/185, el Havi, 1/545,546, Gazali, İhya, Kitab-ü esrari"s-savm, Fasil:3,1/281, Zebidi, İthaf, 4/256, Ali el Müttaki, Kenzü'l ummal, No:24173, 8/561 Heysemi, Mecmau"z- zevaid, 3/191.
[3] Beyhaki Fedailul evkat No:10, sh:94-95, Şuabul iman, No: 3532, 5/ 346-347, İbn-ul Hacer, Tebyinul aceb, sh:37, Suyuti, Cemul cevami, 1 /520, ed Durrul mensur, 4/186[4] Cubbeli Ahmed Hoca, Receb-i  Şerif Risalesi, sa. 42-43.
[5] Abdurrahman es Safuri, N]zhetul mecalis, 1/139, Muhammed Rahmi, Enisul celis, sh:195, Zubdetul vaizin, Osman ibni Hasen, Durretun nasihin, sh:47, Ahmed ibni Hicazi, Tuhfetul ihvan, sh:11
[6] Cuzekani, Suyuti, el Le'ali, 2/ 57